Matraş Yüzde Yüz Türk Malı Kullanın !

Yabancı markalar kaliteli de bizim yerli üretim mallarımız kalitesizmi ? Oysa o binlerce dolar para saydığınız yabancı markalar ham maddelerini ülkemizden sağlıyor.

Prada yerine Matraş alın çünkü mal aynı mal Matraş tam 60 yıllık bir marka. Belli bir yaşın üzerindekiler cüzdan ve çanta deyince ilk sırada hep bu markayı söylüyor. Genç nesil ise Matraş’ı yeni tanıyor. Çünkü bugüne kadar iç pazara yatırım yapmadılar. Dünya markaları için ürettiler.


Yönetim Kurulu Başkanı Hakkı Matraş açıklıyor: “Biz bütün dünyayı peşimize takıp Türkiye’ye getirmek için çalışırken iç pazarda unutulduk. Kimler için üretim yaptığımızı da söylemedik. Etik bulmadık, reklam yapamadık. Bugün ilk kez söyleyeceğim.

Efendim biz Prada’yla çalışıyoruz. Miu Miu, Mulberry, Burberry, Coach, Banana Republic, Massimo Dutti, Lanvin, Lancel bizim müşterimiz.” Hakkı Matraş, markalarının en az Pradakadar kaliteli olduğunu söylüyor. Ve Türk tüketicisine sesleniyor: “Prada’nın taklidini alacaklarına Matraş alsınlar. Çünkü mal aynı mal. Biz 300- 400 YTL’ye satıyoruz onlarbin dolara.”

Matraş bir aile şirketi. Babadan oğula geçerek büyüdü. İşin temelini atanlar ham dericiydi. Deriden mal üretirlerdi ama kendileri için değil. Kılıçlarına kın, atlarına eyer ve mahmuz, orduya da deri palaska yaparlardı. İş, cumhuriyetin ilk yıllarında şekil değiştirmeye başladı. Dönüm noktası ise 1947 yılı oldu.

Yönetim Kurulu Başkanı Hakkı Matraş anlatıyor: “Kendimize ait bir işimiz olmasına rağmen ben ve üç kardeşim piyasada yetiştik.

O tarihlerde Beyoğlu deriden mamul üretmek konusunda tam bir üniversiteydi. Dünyanın muhtelif yerlerinden özellikle de Nazi Almanya’sından kaçıp gelmiş dahi denilebilecek kadar bilgili deri ustaları vardı. Benim ustam Rusya’dan kaçmış bir Rus Musevisiydi. Deri profesörüydü. Bana kaliteli derinin nasıl üretileceğini öğretti. Bir gün tüm cesaretimi toplayıp öğrendiklerimi ailemle paylaştım. Atölyeye gittim, bizim ürettiğimiz derilerle herkesin gözü önünde bir para cüzdanı yaptım. Çok şaşırdılar. O günü devrim ilan ettik, tarih yaptık. O günden sonra bizimkiler üretime kaymaya başladı. Bu sebeple Matraş’ın kuruluş yılını 1947 sayıyoruz.”

Matraş markası adını piyasaya küçük deri eşyalarla, kemer, evrak çantaları, sumenler ve cüzdanlarla tanıttı. İlk üretimlerini Beyoğlu’nda satmayı hedeflediler. Bu kolay iş değildi. O günün Beyoğlu piyasası hiçbir Türk’ten mal almazdı. Hakkı Matraş Beyoğlu’nda dükkanı olan tek Türk’e, Kroko mağazasının sahibi Alaaddin Çetintaş’a gitti. Çetintaş, üretimi çok beğendi, vitrinin en önüne koydu. Rakipleri bu markayı merak etti, alıp satmaya başladılar.

Beyoğlu’na satılan bir marka olduktan sonra işler kolaylaştı. Türkiye’nin neresinde şık ve kaliteli deri ürünleri satan bir mağaza açılsa Matraş’la anlaştı ve marka yayıldı. Kendi mağazalarını ilk 1985’te Galleria’da açtılar ve sadece 10 mağazaya ulaştılar. Çünkü markanın hedefi başkaydı: “İhracat yapmak, çok insan çalıştırmak, ülkeye döviz sokmak, vergi vermek ve ünlü markaları peşimize takıp, Türkiye’ye getirip, onlar için üretim yapmak istiyorduk. Bu hedef bizim için cumhurbaşkanı olmak gibiydi, başardık.”

PRADA’NIN YÜZDE 90’INI BİZ ÜRETİYORUZ

Matraş hangi dünya devleriyle çalıştığını bağıra çağıra açıklamanın etik olmadığını düşünüyordu. Ama röportajda kararını değiştirdi. “Sustuğumuz için ağır faturalar ödedik. Biz bütün dünyayı peşimize takıp Türkiye’ye getirmek için çalışırken iç pazarda unutulduk. Bugün ilk kez söyleyeceğim. Efendim biz Prada’yla çalışıyoruz. Miu Miu, Mulberry, Burberry, Coach, Banana Republic, Massimo Dutti, Lanvin, Lancel bizim müşterimiz.”

Prada’yı duyunca soruyorum: “Prada son bir yıldır ’Made in İtaly’ etiketiyle üretim yapıyor. Çünkü Çin’de ürettiği için prestij kaybetmişti. Şimdi yüzde yüz İtalyan malı olduklarına vurgu yapıyorlar. Siz Prada’ya üretim yapıyorum diyorsunuz. Bu nasıl oluyor açıklar mısınız?” Hakkı Bey derin bir nefes alıyor ve açıklıyor: “Bu tartışmalar çıktığından beri biz Prada’yla işi büyüttük. Gelecek sene iki misli üretim yapacağız. Biz Prada’ya ürünün yüzde doksanlık kısmını bitirip teslim ediyoruz. Yüzde onluk kısmını kendisi yapıyor. Ve orada İtalyan menşeli mal haline geliyor.”

Bir de Tuzla’da deri fabrikaları olduğunu söylüyor Hakkı Matraş. “Dana derisi üretiyoruz. 25 yıl önce kurduk. Deri ihraç ediyoruz. Üretim yaptığımız markalar hangi fabrikanın derisini istiyorsa o deriyi kullanıyoruz. Ama bizim derimizi de istiyorlar. Dünyada hayvanı post halinde alıp da çanta olarak sunabilen çok az kuruluş var. Biz bunlardan biriyiz. 60 yıldır ayakta durabilmemizin sırlarından biri de bu.”

ARTIK AYAKKABI VE CEKET DE VAR

Matraş iki sene önce ayakkabı ve deri ceket de üretmeye başladı. Tasarım ve ürün geliştirmeyle Hakkı Matraş’ın kızı Ayşegül Matraş ilgileniyor. İhracat Müdürü Zeynep Matraş’da devleri üretim yapmaları için Türkiye’ye getiriyor.

Ayşegül Hanım, “Dünyanın en önemli markalarının koleksiyonlarını üretiyoruz. Neler yapıp ettiklerine kayıtsız kalamayız. Bazen çok mu benzedi acaba diye endişe ediyoruz” diyor. Ona göre Matraş bir deri markası. Bugün çanta, ayakkabı, ceket üretiyor yarın sandalye ve koltuk da üretebilir. Matraş’ın müşterisini kaliteye önem verenler olarak tanımlıyor. İlk günden bu yana kaliteden hiç taviz vermediklerini anlatıyor. Ayakkabıda iddialılar. “Ayakkabı koleksiyonu hazırlarken farklı olmak istedik. Çünkü günümüzdeki tek anahtar bu. Trend olanı kaliteli ürettik. Platform topuk, dolgu topuk, yumurta burun…. Sınırlı sayıda bir koleksiyon yaptık. Butik çalıştık. Başarılı olduk.”