Gerçekten Aşık Mısın?

Aşk ile sevgi arasında bariz farklar var. Sevmek ile hoşlanmak arasında da pek çok fark var. Fakat bizler çoğunlukla hoşlanmakla aşkı birbirine karıştırıyoruz. Ya da hayranlıkla sevgiyi ayırt edemiyoruz. Sonra da kısa süre içinde karşımızdaki insana olan hevesimiz geçince neden böyle oldu ki diye düşünüp kendimizi şıp sevdi zannediyoruz. Duygularımızdan emin olamamak hem bize hem de karşımızdaki insanlara zarar verir.

Öncelikle aşık mıyız değil miyiz, bunun farkına varabilmeliyiz. Aşk ile sevgi arasındaki farklar neler, aşık insan ile seven insan birbirinden nasıl ayırt edilir?

Gelin birlikte aşkı tanıyalım. Her aşk aynıdır. Bunu bi anlayalım..

Gerçek aşk diye bir şey yoktur. Çünkü bütün aşklar gerçektir. Yani öznel gerçek. Kim kime: “Benimki seninkinden daha gerçek” diyebilir ki? Esas olan dış gerçek değil, algılanan gerçek olduğuna göre kim kendi algısını değersizleştirmek ister ki? Hangi bilge hangi aşığa “Bu da geçer” dediğinde aşkını yitiren aşığın acısı azaltmıştır? Hangi aşık bu tür sözlerle aşkının sıradanlaştırılmasına öfke duymamıştır? Kaç aşık, acısının zamanla azalacağını bilerek, aşkını yitirmekten korkmadan sevebilmiştir?

“Biz aşkı aşkımızdan daha çok sevdik,” derken sen ve benim aşkı bir ihtiyaç gibi yaşadığımızdan söz ediyorum. Aşk bir ihtiyaç gibi yaşandığında bencillik de beraberinde gelir çoğu kez. Çeşitli düzeylerde görme kusuru içeren aşk, aşık olunanda ihtiyaç duyulan hemen her şeyin var olduğunu varsayar.

Aşıklar bu yüzden birbirlerine: “Birbirimiz için yaratılmışız” veya “Sen benim ruh ikizimsin” gibi sözler söyler. Sanki elmanın iki yarısı uzun zamandır birbirlerini aramış ve nihayet bir araya gelerek bir bütün oluşturmuştur. Aşıklar mükemmel bir uyum içinde olduğunu düşünür. Hatta öylesine bir beraberlikleri vardır ki bu beraberlikte dış dünyaya duyulan ihtiyaç giderek azalır. Çoğu kez tüm ilgi alanının aşık olunanın üzerine odaklanması, dış dünyayla daha önceden oluşturulmuş anlamlı bağların zayıflamasına neden olabilir.

Daha önceden de belirtildiği gibi aşk, işte bu nedenle normal insanlardaki anormal bir ilgi daralması olarak da tanımlanabilir. Elmanın iki yarısı olmak, etle tırnak olmak, ruh ikizi olmak, birbirleri için yaratılmış olmak, anlamsız bir varoluşa yaşam boyu sürecek anlam getirmek hep aynı ihtiyaçtan kaynaklanan bir yüceltme çabasıdır.

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir