Sorunsuz, Acısız, Mutlu Aşklar İçin

sevgiAşk güzel şey. Sevmek de öyle. Bu güzel duyguları yaşamaktan çekinmeyin ancak her şeyi dozunda yaşamanızda fayda var. Sevgiliniz ya da eşinizle olan ilişkinizde denge unsurunu hiçbir zaman bozmayın. Duygusal yaklaşımlar, ani öfke patlamaları, akla gelen şeyi düşünmeden söyleme, geçmişten dem vurma, suçlama ve aşırı kıskançlık sevginizi içten içe kemirir ve yıkılmasına neden olabilir.

İlişkilerinizde melankolik bir ruh hali yaşamamak ve mutlu olmak için öncelikle kendinizi eğitin. Sevdiğiniz kişiye olan yaklaşımlarınızı gözden geçirin ve varsa hatalarınız bu bilgiler ışığında düzeltme yoluna gidin.

1. Aşkınızı gösterme derecenizi artırın
Mutlu çiftlerin kendi aralarında en azından 5 tane romantik işareti vardır. Örneğin, arkadaşlarının önünde komplimanlar yapma ya da küçük bir not kağıdı üzerinde sevgi sözcükleri yazarak aynaya yapıştırma gibi. Bunlar basit ama sevgiyi çok güzel ifade edebilen şeylerdir.

2. Hep pozitif olun
İlişkilerinde başarılı olan çiftler aşklarını her zaman ön planda tutacak şekilde davranırlar. Örneğin, “Neden gecikti” diye sinirlenmek yerine “Sevgilimin yemeğe gelmesi için sabırsızlanıyorum” şeklinde düşünürler.

3. Ufak problemlerle vakit kaybetmeyin
Mutlu çiftler ilişkilerinde yaşadıkları ufak pürüzler karşısında sakin kalarak bunların ilişkilerine zarar vermesini engeller ve kısa sürede pürüzü halledebildikleri için birbirlerine daha fazla zaman ve pozitif enerji ayırırlar.

İlişkiniz yaşamınızda tek amaç olmamalıdır. Yaşamdan enerji aldığınız başka alanlar da kendinize yaratmalısınız. Aileniz, arkadaşlarınız, hobileriniz, işiniz. Bu alanlar içinde yaşamak birbirinizi daha fazla özlemenize neden olacak, onsuz da var olabildiğiniz gücünü size hissettirecektir. “Onsuz yapamıyorum, çalışamıyorum, aklımdan bir türlü çıkmıyor, o gitti sanki yaşamda her şey bitti.” Düşünceleri beyninizi yiyip bitirmeyecektir. Her şeyin farkında olan güçlü bir birey olarak daha sağlıklı düşünecek ve yaşamınızla ilgili olarak yeni kararlar alabileceksiniz.

Kendinizi sevin, kendinize güvenin ve kendinize iyi bakın. Bunu hisseden bir kişi sizi kaybetmemek için daha fazla çaba gösterecektir. Beklentilerinizi karşılıklı paylaşın. Bunları bir zorunluluk olarak sunmayın, sadece talep edin ve yapıldığında mutlu olacağınızı söyleyin. Her beklediğinizi karşı tarafta bulamayabileceğinizin farkında olun.

Gerçekten ne istediğinizi bilin. Kendi fikirlerinizi kendiniz değerlendirin. Sizin ve yardım aldığınız bir uzmanın dışında kimse ne yaşadığınızı ve ne yapmanız gerektiğini tam olarak bilemeyecektir. Paylaşımda bulunduğunuz en iyi arkadaşınızın da farklı bir kişilik özelliği olduğunu ve yaşamdan farklı şeyler bekleyebileceğini unutmayın. Karar sizin olursa sonuçlarına daha güçlü bir şekilde katlanırsınız.

Sorunlardan çok çözüme odaklanın. Geçmişte olanları sürekli olarak dile getirmeyin. Tüm olanlara rağmen devam etme kararı verdiyseniz bu sizin kararınızdır. Bunun için kimseyi suçlamayın ve bugüne geri dönün. Bugün ve şimdi yaşadığınız önemlidir. Gereksiz tartışmalara girmeyin. Bu önce sizi yorar yeniden hatırlatayım. Hata yaptığınızda özür dileyin. Bazen siz de hata yapabilirsiniz.

Eğer seviyorsanız ya da özlediyseniz bu duygularınızı paylaşmaktan çekinmeyin. Bunlar sizin duygularınız. Bunları ertelemek, gurur yapmak sizde baskı yaratabilir. Gerçek duygularınızla yüzleşin. Bu duygularınızı ilettiğinizde karşılığını alamıyorsanız bile kendinize kızmayın. Çünkü bunu kendiniz için yaptınız. Bazı şeylerin karşılığını alamama sonucunu da kabullenmeli ve yola devam edebilmelisiniz.

İlişkinizi rutine sokmayın. Canlı ve sürprizlerle dolu olan bir ilişki her zaman daha uzun sürelidir. Sürprizin açılımı herkes için birbirinden farklıdır. Beklediğiniz sürprizlerle karşılaşmadığınızda (çiçekler gibi) küsmeyin ve kızmayın. Yapılan her çaba sizin için yapılmıştır unutmayın. Farklı yönlerinizi kabul edin (o maç izlerken siz de kitabınızı okuyun örneğin) ama birkaç ortak yön de oluşturmalısınız (ara sıra birlikte maç izlemek, yürüyüşlere çıkmak, tavla – play station oynamak gibi)

Eğer çocuklarınız söz konusu ise; onların sorumluluklarını paylaşmalısınız. Anne – baba rolünüz olduğunu unutmamalısınız.

Her şeye rağmen ilişkiniz iyi devam etmiyorsa ve mutsuzluğunuz gitgide artıyorsa nedenlerini bir uzmanla paylaşabilirsiniz. Karar bu süreçte de yine sizindir. Sadece daha sağlıklı bir ortamda değerlendirilmesi ve yaşama güçlü bir şekilde devam edebilmeniz sağlanacaktır.

Psikolog Eda Gökduman, D Psikiyatri, İstanbul

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir