Nergis çiçeğinin mitolojik hikayesi

mitolojiNergis (nergiz ) çiçeğinin mitolojik hikayesi özellikle ödevlerde ve tezlerde çıkan değişik bir mitolojik hikayedir. Nergis çiçeğinin mitolojik hikayesinde anlatılan olayları ve Nergis çiçeğinin mitolojik hikayesinin özetini başka bir kaynaktan alıntılayarak size sunmak istedim. Eminim bu Nergis çiçeğinin mitolojik hikayesi sizin de ilginizi çekecek. Hikayeyi okuyunca hepinizin aklına ilk gelecek olan şey narsizm. İnsanın kendine olan hayranlığı..Günümüzde narsizmi böyle açıklıyoruz. Nergis çiçeğinin mitolojik hikayesinde de aynen böyle bir sonuç ortaya çıkıyor.


Mitolojik kahramanımız, Narkissos, adını narsizme, narkoza, bir çiçek familyasına (nergisgiller) ve bir çiçeğe vermiş olan Narsis (ya da Narkissos) ona aşık olan bir kızın aşkına karşılık vermez ve bir gün kendi aksini görerek, kendi yansımasına aşık olup bu aşkla yok olup gider.. Ne kadar tuhaf değil mi nergis çiçeçiğinin bu mitolojik öyküsü.

2 şekilde özetlemek gerekirse,

İlk hikayemiz :

Kendine âşık olanlara aldırmayıp, onları karşılıksız bırakan ve çok güzel bir peri kızı olan Ekho, bir gün avlanan bir avcı görür. Narkissos adındaki bu avcı çok yakışıklıdır. Ekho bu genç avcıya ilk görüşte âşık olur. Ancak Narkissos bu sevgiye karşılık vermeyerek, peri kızının yanından uzaklaşır. Ekho bu durum karşısında günden güne eriyerek, kara sevda ile içine kapanarak ölür. Bütün vücudundan arta kalan kemikleri kayalara, sesi ise bu kayalarda ‘eko’ dediğimiz yankılara dönüşür.

Olimpos dağında yaşayan tanrılar bu duruma çok kızar ve Narkissos’u cezalandırmaya karar verirler. Günlerden bir gün av izindeki Narkissos susamış ve bitkin bir şekilde bir nehir kenarına gelir. Buradan su içmek için eğildiğinde, sudan yansıyan kendi yüzü ve vücudunun güzelliğini görür. O da daha önce fark edemediği bu güzellik karşısında adeta büyülenir. Yerinden kalkamaz, kendine âşık olmuştur. O ana dek kimseyi sevmediği kadar, sevmiştir kendi görüntüsünü .

O şekilde orada ne su içebilir, ne de yemek yiyebilir, aynı Ekho gibi Narkissos da günden güne erimeye başlar ve orada sadece kendini seyrederek ömrünü tüketir. Öldükten sonra da vücudu nergis çiçeklerine dönüşür.

Bir başka kaynaktan:

Yunan mitolojisinde Ovidipus ‘un aktardığı ilginç bir hikaye:

Narcissos bir peri ile insanın kendini beğenmiş oğludur.

Dağ perilerinden Ekho ona aşık olur, fakat aşkını ifade etmesine imkan yoktur.
İşte böylesine umutsuz bir aşka tutulur

Ekho hiçbir zaman kendi konuşamamakta ; ancak, uzaktan, kendisi gözükmeden
söylenenlerin son kelime veya hecesini tekrarlayabilmektedi r.

Narkissos arkadaşlarını ararken, “biri var mı burada” diye sorunca, Ekho da “burada”diye
cevap verir. Bunun üzerine Narkissos da “gel” diye yanıtlar. Zavallı Ekho, umut ve sevgi
içinde “gel” diyerek ortaya çıkar; fakat kendini beğenmiş Narcissos her halde
Ekho’yu beğenmemiş olacak ki, pek yüz vermez ve çekip gider…
Ekho kırgın, üzgün, umutsuz bir halde dağlardaki mağaralara sığınır ve şöyle der:
“Dilerim oda sevsin benim gibi ve sevdiğine kavuşamasın.”
Acılar Ekho ‘yu yer bitirir, sonunda taşa dönüşür. Sadece sesi kalır.
Ekho ‘nun dileğinin gerçekleşmesi Narcissos için uzak görünmektedir. nergis çiçeğinin mitolojik hikayesi Çünkü kendini beğenmişin başka birini gerçekten sevmesi olanaksızdır. Ama adalet er geç yerini bulacaktır.

Bir gün Narcissos dağlarda dolaşırken ağaç ve yeşillikler içinde, kaybolmuş bir pınara rastlar; eğilip su içmek istediğinde suda gördüğü hayali beğenip ona aşık olur.

Narcissos bu sefer gerçekten sevmiştir, ellerini bu kusursuz! güzelliğe doğru uzatır ama dokunamaz. Tıpkı Ekho gibi, sevmiştir ama sevdiğini elde edemez. Zaten kıvılcım elden uzak olduğunda ateşe dönüşmüyor mu?

Sevdiğini elde edememenin ağırlığı altında sararıp solar ve ölür. Daha sonra periler Narcissos ’un cesedinin yerinde bir çiçek bulurlar: Nergis. O günden bu yana nergis kendini beğenmişliğin sembolüdür.
Orman tanrıçaları; Narcissos ‘un kendi yansımasını gördüğü su pınarını gözyaşı kavanozuna dönüşmüş olarak bulurlar.

Tanrıçalar pınara neden ağladıklarını sorarlar.

-Narcissos için ağlıyorum, diye yanıtlamış göl.

-Ne var bunda şaşılacak, demiş bunun üzerine orman tanrıçaları. Bizler ormanlarda
boşu boşuna onun peşinde dolaşır dururduk, ama onun güzelliğini yalnızca sen
görebildin yakından.

-Narcissos yakışıklı bir genç miydi? diye sormuş göl.

-Bunu senden daha iyi kim bilebilir ki? Diye karşılık vermiş iyice şaşıran tanrıçalar.
Hergün senin kıyılarına gelip sularına bakıyordu.
Göl bir süre sessiz kalmış. Sonra şöyle konuşmuş:

-Narcissos için ağlıyorum, ama onun yakışıklı olduğunu hiç fark etmedim ben. Narcissos için ağlıyorum, çünkü sularıma eğildiği zaman, gözlerinin derinliklerinde kendi
güzelliğimin yansımasını görebiliyordum.

34 Comments

  1. özgeeeee 04 Aralık 2013
  2. yağmur 06 Kasım 2013
  3. aslı 09 Ekim 2013
  4. aslı 09 Ekim 2013
  5. esra 20 Aralık 2012
  6. ela 15 Aralık 2012
  7. yasin 11 Aralık 2012
  8. şaakir 11 Aralık 2012
  9. şaakir 11 Aralık 2012
  10. mihrican 05 Aralık 2012
  11. can 29 Kasım 2012
  12. memet 28 Kasım 2012
  13. memoli 28 Kasım 2012
  14. memet 28 Kasım 2012
  15. BbibB 27 Kasım 2012
  16. safa 23 Kasım 2012
  17. safa 23 Kasım 2012
  18. halime nur 30 Ekim 2012
  19. Hayrullah BOZKURT 30 Ekim 2012
  20. su 30 Ekim 2012
  21. melek 22 Ekim 2012
  22. merve 22 Ekim 2012
  23. kübra 21 Ekim 2012
  24. aysu 18 Ekim 2012
  25. yunus bulut 18 Ekim 2012
  26. PyScOpAtH 17 Ekim 2012
  27. seyda 17 Ekim 2012
  28. ilknur 16 Ekim 2012
  29. ahmet can 09 Ekim 2012
  30. emine 04 Ekim 2012
  31. sevda 09 Ocak 2012
  32. pınar 19 Aralık 2011
  33. sevgi(evin) 23 Kasım 2011
  34. muhammed necati 30 Ekim 2011

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir