Kış diyeti önerileri

kalsiyum-ile-zayiflamaKış diyeti, kış aylarında kilo almaya elverişli bir bünyeye sahip olanlar içindir. Kışın siz de kilo alıyorsanız, kış diyeti yaparak daha fit ve formda bir vücuda sahip olabilirsiniz. Kış diyeti sayesinde her zaman kıyafetlerinizin içine girebileceksiniz. Bel simitleri, elma tipi karınlar ve basenler sizin de canınızı sıkıyorsa zayıflamanın kolay yollarını keşfedin!


Diyet yapanlar, zayıflamak isteyenler, kilo vermek için gayret sarf edenler, kısa sürede kilo vermek isteyenler kesinlikle diyetlerine kalsiyum ve protein eklemelidir. Zayıflamanın kolay yolları var sevgili hanımlar. Örneğin, doğru yiyecekleri seçerseniz daha kısa zamanda daha iyi kilo vereceksiniz. İşte kilo vermeyle ilgili çok ilginç bilgiler.

Vücudumuzun besin alımımızı kontrol eden mekanizma beynimizde, hipotalamus adı verilen bir bölgedir. Hipotalamus da iki bölgeye ayrılmaktadır. Bir tanesi açlık merkezi, bir tanesi de tokluk merkezidir. Bu bölgelerden salgılanan hormonlar, kişilerde besin alımını artırmak ya da azaltmak şeklinde etki göstermektedir.

Örneğin:

  • Norepinefrin: Protein alımını azaltır, karbonhidrat alımını artırır.
  • Dopamin: Karbonhidrat alımını azaltır.
  • İnsülin: Besin alımını artırır.
  • Glukagon: Besin alımını azaltır vb.

Aynı zamanda stres anında iştah artıran hormonların salgılanmasında da artış olmakta ve bununla birlikte besin alımı da artmaktadır.

Genel olarak besin alımı ile ilgili olarak beynimizde meydana gelen olaylar bu şekildedir. Bununla birlikte besinlerin içerisinde bulunan bazı maddelerin de kişilerde tokluk hissi yarattığını söylemek yukarıdaki bilgiler doğrultusunda daha doğru bir ifade şekli olacaktır.

Besinlerin içinde tokluk yaratan etkilerini,

  • 1- Posa içeriği
  • 2- Yağ içeriği
  • 3- Besinlerin glisemik indeksi(cevapları) şeklinde sınıflamak mümkündür. Bu etkilerin nasıl olduğunu tek tek incelemek gerekirse;

1- Besinlerin posa (lif) içeriği

Posayı, besinlerin bağırsaklar tarafından sindirilemeyen kısmı olarak tanımlamak mümkündür. Suda çözünürlük yönünden; çözünür posa ve çözünmeyen posa diye ikiye ayrılır. Tahıllar, taze sebze ve meyveler, kurubaklagiller posadan zengin besinler arasında sayılmaktadır. Diyette posa alımının artırılmasının besin alımını azaltma yönünde etki gösterdiği söylenmektedir.

Posanın sindirilmesi ve vücuttan atılması daha uzun sürede olduğu için kişide daha uzun bir süre tokluk hissi yaratmaktadır. Tabii ki burada unutulmaması gereken bir nokta ise kişinin posadan zengin bir beslenme uygulamasına engel olabilecek herhangi bir sağlık sorununun olmamasıdır. Örnek olarak; ishal, ülseratif kolit vb.

2- Besinlerin yağ içerikleri
Yağlar vücudumuzun en ekonomik enerji kaynağıdır. Enerji ihtiyacımızın ortalama olarak %25 – 30’unu karşılamaktadırlar. Aynı zamanda yapısı nedeni ile kişide tokluk hissi yaratırlar. Yağ içeriği yüksek besinle arasında, yağlı tohumlar (fındık, fıstık gibi), sıvı ve katı yağlar, tam yağlı et, tahin, helva, susam gibi besinler sayılabilir.

Ancak unutulmamalıdır ki fazla yağlı besin tüketimi beraberinde bazı hastalıkları getirmektedir. Kalp ve damar hastalığı, şişmanlık gibi… Bu nedenle yağ içeriği yüksek olan besinler tüketilirken dikkat edilmelidir.

3- Besinlerin glisemik indeksi

Glisemik İndeks (G.İ.); besinlerin yenildikten sonra gösterdikleri glikoz yanıtın (kan şekeri üzerindeki etkisi) beyaz ekmeğe göre değerlendirilmesidir. Beyaz ekmek standart 100 olarak kabul edilir. Diğer besinlerin değerleri buna göre değerlendirilir. Bir hesaplama sonucunda düşük puanda olan besinlerin glisemik indeksi düşük demektir. Yani kişinin kan şekerini daha az etkilemekte ve bu nedenle daha az besin alınmasını sağlamakta ve kişide tokluk hissi yaratmaktadır.

Posa oranı yüksek olan besinlerin glisemik indeksi düşüktür. Bu nedenle bu besinler daha uzun süre tokluk hissi yaratmaktadırlar. Basit karbonhidrat olarak adlandırılan bal, reçel, pekmez, şeker gibi besinlerin G.İ.’i yüksek olduğu için kana çabuk karışmakta ve daha sonra tekrar kişide açlık hissi uyandırmaktadır.

Kalsiyum zayıflatır

Kalsiyum kaynakları nelerdir?

Kalsiyum özellikle süt ürünlerinde bulunur. Aynı zamanda bazı sebzelerde de bulunan kalsiyumun bütün kaynaklarını pudra.com sizler için listeliyor:

  • Katı peynirler
  • Rokfor peyniri
  • Yumuşak peynirler
  • Beyaz peynir ve krem peynir
  • Yoğurt
  • Süt
  • Çikolata
  • Midye
  • Karides
  • Yeşil sebzeler (brokoli, lahana, pırasa)
  • Meyveler (portakal, frenk üzümü, siyah üzüm, kivi)

Kalsiyum olmadan metabolizmamız sadece sınırlı bir şekilde çalışmasını sürdürüyor. Bu yüzden iyi bir beslenme düzenine dikkat etmek sağlıklı ve kusursuz bir vücuda sahip olmakla aynı anlama geliyor. Az yağlı yoğurt içerdiği yoğun mineraller sayesinde vücudun yağ yakımını da belirli bir oranda yükseltiyor.

Kalsiyum hakkında birkaç öneri

Eğer kalsiyum ihtiyacınız varsa, bunu sadece peynir tüketerek karşılamayın. Çünkü peynirlerden bazıları vücudunuza çok fazla tuz ve yağ depolayabilir. Peyniri de bilinçli bir şekilde tüketmek gerek.
Kalsiyum alımınızı mutlaka çeşitlendirerek yapın. Dengeleri yeşil sebze tüketerek sağlayabilirsiniz.
Kalsiyum, gün boyunca birkaç kez farklı zamanlarda alınmalıdır. Bu şekilde tüketmeniz, bağırsak emiliminin sağlanması için yeterli oranda alımı sağlayacaktır.
Bazı doktorlar kalsiyumla birlikte D vitamini de önerirler. Çünkü kalsiyumun emilimi için D vitamini önemli bir destektir.

Protein nedir? Protein ne işe yarar? Protein nedir? Proteinler neye yarar? Protein kaynakları nelerdir? Ne kadar proteine ihtiyacımız vardır? Fazla protein tüketimi nelere yol açar? Protein diyeti nasıl olmalı?

Protein nedir?

Proteinler tüm canlı hücrelerimizin temel elemanını oluştururlar. Azotun tek kaynağıdır ve hayatımızın kaçınılmaz bir kimyasalıdır.

Bir protein amino asitlerin birleşiminden meydana gelir. Yani 100’den fazla amino asidin bir zincir halinde kana bağlanmasından oluşan organik bileşiklerdir proteinler.

Proteinlerin kaynakları ise hem hayvansal temellere hem de bitkisel temellere dayanır.

Proteinler neye yarar?

Organizmanın onarım ve yapım elemanları olan proteinler sağlığımız için gerçekten çok önemli rol oynarlar.

Günlük olarak cildimizin, tırnaklarımızın, saçlarımızın ve kas dokularımızın yenilenmesine destek olur. Aynı zamanda proteinler organizmanın fonksiyonları için de önemlidir; bizi hastalıklara karşı korur. Çoğu protein, biyokimyasal tepkimelerde katalizör işlevi olan enzimlerdir ve metabolizma için yaşamsal bir role sahiptir. Dolayısıyla protein çocukların ve ergenlerin gelişimi, ayrıca hamile kadınların fetus oluşumu için pudra.com’un ‘vazgeçilmez’ önerisidir.

Protein kaynakları nelerdir?

Proteinden zengin hayvansal besinler kırmızı et, balık, kabuklular, yumuşakçalar, yumurta, süt ve süt ürünleridir.

Protein açısından zengin bitkisel kaynaklar tahıllar ve soya, mercimek, kuru fasulye, bezelye gibi sebzelerdir.

Bitkisel protein kaynakları hayvansal olanlar kadar besin değerlerine sahip değil. Bunun nedeni de amino asit değerleriyle ilgili. Dolayısıyla yumurta ve süt ürünleri tüketmeyen vejeteryanlar bu amino asit açığını mutlaka başka şekilde telafi etmelidirler.

Ne kadar proteine ihtiyacımız vardır?

Erkekler için günde minimum 70 gram, kadınlar için ise 60 gram, yemek oranı olarak da yüzde 10-15 oranında protein sağlığımız için uzmanların önerdikleri miktarlardır. Yiyecek desteği olarak proteini günde üç öğün tüketmemiz faydalıdır. Pudra.com olarak her zaman söylediğimiz gibi gebe ve emziren kadınlar için protein miktarı biraz daha fazla olmalı ve fiziksel aktiviteyi desteklemelidir.

Peki proteinin eksikliği nelere neden olur? Yetersiz protein alımı kişide kas gelişimini olumsuz etkiler, kas erimelerine neden olabilir. Aynı zamanda hastalıkların ve yorgunluğun daha fazla yaşanmasına sebep olur.

Fazla protein tüketimi nelere yol açar?

Böbrek yetmezliği gibi bazı durumlarda fazla protein tüketimi doğru değildir. Böyle durumlarda kişinin protein alımını mutlaka kontrol altında tutması gerekir. Çünkü böbrek amino asit eliminasyonu açısından oldukça önemli bir rol oynar. Aynı zamanda böbreğin fonksiyonları açısından azotun organizmada birikmesi tehlike yaratabilir.

Protein diyeti

Proteinden zengin diyetler genelde kişilerin talepleri doğrultusunda diyetisyenler ve beslenme uzmanları tarafından şekillendirilir. Bu rejimler genelde 7 ila 15 gün gibi kısa bir periyod arasında olmalıdır. Genelde yağsız et (kümes hayvanları ve balık gibi) proteinden zengin besinlerden oluşur.

Genellikle protein diyetlerinin yanında, bol sebze tüketimi önerilir. Bu tip diyetler hamilelik, emzirme ve böbrek yetmezliği durumlarında önerilmez.

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir