Hangi Kadınlar Şiddete Uğrar ve Dayak Yer

Ne kötü değil mi, Konuştuğumuzda dilimize yakışmıyor, duyduğumuzda kulaklarımız rahatsız oluyor. Kadınlarımız hala dayak yiyor. Oysa herkes bundan rahatsız oluyor da bir tek şiddet uygulayan eşler, kocalar, babalar, ağabeyler rahatsız omuyor.

Aile içi şiddet tam gaz devam ediyor ülkemizde ve kadınlarımız hala susmaya devam ediyor. Eğitimli eğitimsiz şiddet insan ayırmıyor biliyor musunuz ? Tek değilsiniz..

Ülkemizde kadınlar hala şiddet görüyor ve hala haklarını bilmiyor..

Şiddet, eğitimli ve ekonomik geliri yüksek ailelerde de görülür. Aile içinde şiddet uygulayanlara da şiddet mağdurlarına da toplumun her kesiminde rastlanabilmektedir. Bununla birlikte, eğitimli ve yüksek ekonomik düzeydeki ailelerde şiddetin varlığını saklama eğiliminin daha yüksek olduğu görülmüştür.

Aile Araştırma Kurumu’nun 1993’te 2479 kadınla yaptığı araştırmada sözlü şiddet sıklığı kentsel bölgede % 62, kırsal alanda ise % 49 olarak saptandı. Ülkemizde yapılan bir diğer araştırmada ise bir grup orta ve üst sınıf kadının % 63,5’inin cinsel tacizin bir türüne maruz kaldığı görüldü.

2004 yılında tesadüfen seçilmiş dört ilden (Sivas, Adıyaman, Denizli, Kırklareli) 695 kadın ile görüşülerek yapılan bir araştırmada eşi okur-yazar olmayan kadınların yüksek oranda aile içi şiddete uğramasının yanı sıra, kocanın orta okul ve lise ile yüksek okul ve üniversite mezunu olduğu ailelerde de yüksek oranda şiddet olduğu görüldü.

Araştırmada eğitim düzeyi yükseldikçe şiddetin azaldığı varsayımı doğrulanmakla birlikte, eğitim düzeyi yüksek olanlarda görülen şiddetin de % 79,5 ( orta-lise) ve %77,3 ( yüksek okul- üniversite) gibi yüksek oranlarda çıkması şaşırtıcıydı.

Aynı araştırmada ailenin aylık gelir düzeyi yükseldikçe kadına yönelik şiddette azalma görüldüğü de tespit edilmişti.

Türkiye genelinde 271 yerleşim biriminde 5385 kişi ile yapılan bir araştırmada, kadına yönelik fiziksel şiddetle ilgili tutumlar incelendiğinde hem kadın hem erkeklerde “bir erkek gerektiğinde karısını dövebilir” diyenlerin oranının eğitim düzeyi yükseldikçe belirgin bir şekilde azaldığı saptandı. Öte yanda bu araştırmada da üniversite düzeyinde eğitim aşamasına sahip kadınlar içerisinde eşinin fiziksel şiddetine “bazen” sıklığında maruz kalanların oranının, liseli olup da eşinin fiziksel şiddetine maruz kalanların oranından yüksek olduğu görüldü.

Sizin hikayeniz:
25 yıl boyunca eşini döven rektörü yazar Duygu Asena’nın Milliyet’te 2000 yılının Nisan ayında çıkan yazılarından öğrendik.

“O bir çalışan kadın… Eşi ise toplumun içinde saygın yeri olan, medyadan izlediğimiz bir erkek… O bir eğitim görevlisi. Fazla söze gerek yok. O kadının mektubundan bazı parçalar aktarmak istiyorum yalnızca…

‘Acaba onurumdan mı sustum, yoksa onursuzluğumdan mı hala karar veremiyorum? Evliliğimin ikinci ayından itibaren başlayan dayak ve sözlü şiddet 25 yıl devam etti. İlk doğumumu bir dayak sonrasında yaptım, hamileliklerimde yediğim dayakların haddi hesabı yok.

Neden bırakmadım? Üstelik çalışıyordum da. Beni ayrıldığımda çocuklarımı göstermemekle tehdit ediyordu, babam yoktu, annemin evi ve geliri yoktu, üstelik geleneksel bir anlayış içinde, ayrılırsam başıma kötü şeyler gelebileceği anlayışıyla büyütülmüştüm. En önemlisi kendime güvenim yoktu.

Dayak yemek için neden çoktu, bir pijama düğmesinin çapraz dikilmemesi bile şiddeti doğuruyordu, çünkü doğrular onun doğrularıydı. Zamanla şeker hastası oldum, hipertansiyon başladı, iki kez baş bölgemden oldukça önemli operasyon geçirdim. Ameliyatlıyken de dayak yedim…

Eşim bir üniversite eğitim görevlisi olarak en üst düzeye gelmişti, hiç böyle bir koca bırakılır mıydı?

Yasalar ayrıldığım zaman eşimin bana nafaka ya da tazminat vermesini elimde bir mesleğim olduğu için gerekli görmüyor. Sonuç olarak yıllarca yaptığım fedakarlıklar sonucu en üst düzeyde yaşama kavuşturduğuma inandığım eşim neredeyse benden ev kirası isteyecek.

Oysa eşim altındaki makam arabaları, ayrılırken götürdüğü birikimlerimiz, yeni bir yaşam kurma projeleri ile oldukça mutlu görünüyor sayın bakanların arasında.’