Kadına Şiddet ve Şiddet Gören Kadınlar

Kadına yönelik şiddet devam ediyor. Kadınlar şiddet görüyor. Kadınlar ağlıyor. Ama aynı kadınlar susuyor-susturuluyor. Pek çok şiddet maduru kadın kaderleriyle baş başa yaşıyor. Ve hep yalnız kalıyor. Şiddet gören kadınlar şiddet gördüklerini söylemeye utanıyor. Çoğu zaman bu kadınlar aileleriyle bile şiddete maruz kaldıklarını paylaşamıyor. Zaten toplumun büyük bir kısmında koca dayağı suçtans ayılmıyor.

Kocası tarafından şiddete maruz bırakılan kadınlara kocandır, döver de sever de denmeye devam ediyor.

Şiddet gören kadınşiddetlar, aynı anda şiddetin pek çok çeşidine maruz kalıyor. Psikolojik şiddet ve fiziksel şiddet başlıca şiddet türleri. Dayak yiyip fizyolojik şiddete maruz kalan kadın aynı zamanda küfür ve hakaretlerle de psikolojik şiddet görüyor.

Babası, abileri ve hatta amcaları tarafından şiddet gören bir kadın evlendiğinde eşinden şiddet görünce çoğu zaman yadırgamıyor bu durumu. Ne de olsa şiddet görmeye alışık.. Hayır işte aslında tam olarak böyle olmuyor. Şiddet gören kadınlarda pek çok sorun meydana geliyor. Sosyofobi, içe kapanıklık, korkaklık, ürkeklik, özgüven eksikliği, suçluluk ve büyük bir mutsuzluk…

Pek çok mağdur ekonomik nedenler, toplumsal baskılar, çocuklarını zor durumda bırakmama, çaresizlik, nasıl yardım alacağını bilememe gibi nedenlerle evini terk edemez.

14 Ocak 1998 tarihinde aile içi şiddete uğrayanların korunması amacıyla kabul edilen 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun aile içi şiddetin önlenmesi açısından önemli bir adımdır. Ancak bu kanundan haberdar olanların ve faydalananların oranı hala oldukça düşüktür. Bunun neden böyle olduğuna bakıldığında, şiddete maruz kadının ekonomik bakımdan güçsüz olması sebebiyle cesaretinin olmadığı, iddiasının ciddiye alınmayacağı korkusunu taşıdığı ya da saldırganın cezalandırılmayacağı ve şiddetin tekrarlanacağı endişesine sahip olduğu görülmektedir.

Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu’nun araştırma sonuçlarına göre de aile içi şiddete maruz kalanların % 80’i “yapacak fazla bir şey olmadığına” inanmaktadır. Çaresizliğin kabulü anlamına gelen bu durum ülkemizde aile içi şiddete maruz kalanların henüz yeterli ekonomik ve sosyal destekten ne derece yoksun olduğunu göstermenin yanı sıra şiddetin yol açtığı psikolojik etkileri de ortaya koyuyor.

Şiddet gören kadın,

Korkar: Korku, şiddet mağduru kadının en baskın duygusudur. Korku uyku düzenini etkiler; uykusuzluk ve kabuslara yol açar. Bu safhada kadın yardım almayı ister ama erkeğin müdahale eden kişilere de zarar vereceğinden korktuğu için şiddeti gizleme eğilimine girer.

“Herkesi bana karşı çevirdi. Arkadaşım, sosyal hayatım, desteğim kalmadı. Çocuklarıma benim o yokken neler yaptığımı, kimlerle konuştuğumu kendisine anlatmalarını tembihledi. Peşimi hiç bırakmayacağını biliyordum.”

Benlik saygısını yitirir: Sürekli şiddete uğramanın en belirgin sonucu kendine saygının düşmesidir. Kadın kendisine takılan “çirkin, aptal, beceriksiz, kötü anne, pasaklı …” gibi sıfatları benimsemeye başlar. Yaşamı üzerinde kontrolü kaybetme duygusu yaşar ve karar vermekte zorlanır.

“Beni beğenmiyor… Ne yapacağımı bilemiyorum. Giyimimi değiştirmeye çalıştım, ama bir yararı olmadı. Kocam daha bakımlı kadınlardan hoşlanıyor… Sen kadın mısın ki diyor. Bazen pasaklı olduğumu ve çocuklara iyi bakmadığımı söylüyor. Ben de kendimi beğenmiyorum.”

Baskıyı içselleştirir: Bir kişinin kendisinin daha önemsiz olduğuna ve kötü davranılmayı hak ettiğine inanması, karşısındaki kişinin şiddet uygulamaya devam etmesini kolaylaştırır. Bu durumda kadın kendisinde bir hata olduğunu kabullenir.

Kendini suçlar: Şiddet gören kadın sıklıkla kendini suçlar ve erkeği şiddet uygulaması için tahrik ettiğine inanır. Şiddet uygulayan erkeklerin neredeyse tamamının iddiası da budur. “Neden ille dayak aranıyorsun?” “Dediğimi yapsaydın dayağı da yemezdin?” Kadın elinden geldiğince erkeğin istediği gibi davranmaya gayret eder. Oysa şiddetin kadının davranışları ya da kişiliği ile bir ilgisi yoktur.

şiddet“Yıllarca bunun benim hatalarımdan kaynaklandığını sandım. Bana aptal olduğumu, çirkin olduğumu ve dayağı hak edecek şeyler yaptığımı söyleyip durdu. Zaman içinde ben de buna inandım… Korkuyordum… Onsuz yapamayacağımı ve kimsenin bana iş vermeyeceğini düşündüm.”

Karmaşık duygular hisseder: Saldırgan eş her zaman saldırmaz. Uzun aralıklarla sevecen ve ilgili bir koca olabilir. Bu durum kadında karmaşık duygulara yol açar. Şiddet yüzünden evliliğini bitirmek istemez. Öte yanda gelecek kaygısı da duyar.

Yalnızlık çeker : Şiddet gören kadın, çocuklarının ve yakınlarının güvenliği için sessiz kalmayı tercih edebilir. İçinde bulunduğu durumdan utanır ve başkalarından yardım isteyemez. Ayrıca kocası arkadaşları ve ailesi ile görüşmelerini de kontrol ettiği için toplumsal desteği azalır. İçine düştüğü yalıtılmışlık duygusu durumunu gerçekçi bir gözle değerlendirmesini engeller. Böylece erkeğe olan bağımlılığı artar.

şiddetEşinden umudunu kesmez: Şiddet mağduru kadın içinden sürekli erkeğinin bir gün değişeceği ve hayal ettiği gibi biri olacağı umudunu taşır.

“Onu sevdim ve hala seviyorum. Beni iki kez döverek hastanelik etti ama her ikisinde de ağladığını gördüm, dayanamayıp affettim. Beni çok sevdiği için dövdüğünü sanıyordum. Değişeceğim dediğinde ona hep inandım.”

Duygulanım bozukluğu yaşar: Şiddet mağduru kadında duyguların ani değişimine,- ağlarken gülme, gülerken öfke patlamasına -sıklıkla rastlanır.

Kızgındır: Şiddet gören kadın kızgınlığını genellikle şiddet kaynağına değil başkalarına -örneğin çocuklarına yöneltir. Şiddetin gerçekleştiği anlardan yıllar sonra bile kadının içindeki kızgınlık canlılığını koruyabilir ve hafif bir kışkırtmayla öfkesini başkalarından çıkarır. Kadının intikam alma isteği öylesine güçlü bir hal alabilir ki tüm yaşamını bir bulut gibi kaplayabilir.

Sözü edilen etkilere şiddete maruz kalan erkeklerde ve çocuklarda da rastlanabilir.