Kadın Affetmez, Erteler !

kadınlarKadınlar affetmez. Çoğu zaman affettiğini sanırsınız. Ama kadın, unutmaz, affetmez, silmez sadece üzerini karalar ve bir süre erteler.Zaman zaman gündeme getirir, zaman zaman düşünür, içerler, üzülür ama kırdığınız bir kadının kalbi hiçbir zaman düzelmez. Kocasından şiddet gören, hakaret işiten, kırılan, incinen kadın kocasını asla affetmez. Erkekler dil yarasının da el yarasının da geçtiğini zannediyor. Eşlerini hem dövüyor, hem seviyor ! İyi de kadın sadece sevilmek istiyor. Dövülmek istemiyor ki..


Kadınca bir kaostur koca dayağı. Ülkemizde her 5 kadından 3 tanesi eşinden şiddet görmekte. Şiddet gören kadınların pek çoğu bu şiddeti dışarı yansıtmaya utandığı için içinde yaşamakta. Şiddete maruz kalan kadınlar, sosyal statüleri ve gururları gereği, gördükleri kötü muameleyi ailelerine bile anlatamamakta.

Şiddetin sadece bir tane adı yok ki. Fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik..Sosyal şiddet ve cinsel şiddet kadınların en sık maruz kaldıkları şiddet biçimleri. Eşleri tarafından tecavüze uğrayan kadınların sayısı azımsanmayacak kadar fazla. Kıskançlık adı altında sosyal hayatına darbe vurulan, ekonomik açıdan sıkıntıya sokulan kadınlar bu durum içinde kıvranırken kimseye bir şey diyemiyor.

Eşinden fiziksel şiddet gören kadın, şiddet uygulayan kocasını affeder mi ?

Hayır. Sanmıyorum. Hiçbir kadın kendisine el kaldıran kocasını affetmez. Elinden gelse hemen terkeder. Kim en sevdiğinden dayak yemek ister ki ?

Erkekler ne kadar serin değil mi ?
Şiddet gören her kadın içinde bir umut taşır biliyor musunuz ? Bu sondu.. Bir daha şiddet görmeyeceğim..Belki pişman olur. Belki bir daha yapmaz.. Ama inanın bir kez el kaldıran erkek bunun devamını getiriyor ve görülen şiddet birle sınırlı kalmıyor. Bu noktada şu soruyu sormamız gerekiyor sanırım: Şiddet uygulayan koca affedilmeli midir ?

Şiddet eğer bir önlem alınmazsa bir süre sonra tekrarlanabilir. Aile fertleri şiddet uygulayan kişiyi affetmiş görünseler veya kendilerini affetmek zorunda hissetseler de şiddetin etkileri kalıcı olabilir.

Şiddet çemberi birbirini takip eden 3 aşamadan oluşur: gerginliğin artması, patlama ve özür. Bu, sonuçları yaralanmalara hatta ölümlere yol açabilecek bir kısırdöngüdür. Gerginliğin artması evresinde kişi kızgınlığını kontrol edememe yönünde sinyaller vermeye başlar ve karşısındaki bir şeylerin yolunda gitmemeye başladığını hisseder. Patlama evresinde şiddet uygulayan kişi sözlü, fiziksel ya da cinsel olarak karşısındakine saldırır. Bu süre kısa veya uzun olabilir, hatta günler sürebilir. Özür evresinde ise şiddet uygulayan kişi diğerinden özür diler, affedilmek ister, bir daha olmayacağına dair sözler verir.

Bazen özür evresi yaşanmayabilir ve gerginliğin artması-patlama ikilemi devam edip gider. Bazı kişilerin ise şiddeti ne zaman uygulayacakları belli olmaz, beklenmedik bir zamanda ön belirti vermeden patlayabilirler.

Aile içinde şiddet gören kişiler yasalar tarafından korunmaktadır. Şiddete uğrayanlar, kendi güçlerini fark ettiklerinde toplumda ve çevrelerinde var olan kaynaklardan destek alabilirler.

Aile içindeki şiddet sorununun çözümü için hazırlanan ve 14 Ocak 1998 yılında kabul edilen 4320 Sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun; aile üyelerine ailenin diğer bir üyesi tarafından şiddet uygulanması halinde bir takım özel tedbirler alınmasını içerir.
kadın
Aile içi şiddete maruz kalan eş veya aile bireylerinden biri ya da olaya tanık olan 3. bir kişi Polise, Aile Mahkemesine veya Savcılığa başvurabilir. (Başvuru için harç ödemek gerekli değildir). Polis veya savcılığa başvurulduğu takdirde olay Aile Mahkemesine yönlendirilir.

Başvuru üzerine Aile Mahkemesi Hakimi olayın niteliklerini göz önünde bulundurarak Kanunda yazılı tedbirlerin birine, birkaçına veya hepsine birden gecikmeksizin hükmeder.

Bu tedbirler, kusurlu eşin;

a) şiddete veya korkuya yönelik davranışlarda bulunmaması,
b) müşterek evden uzaklaştırılması, evin (aile konutunun) şiddete uğrayan eşe ve çocuklarına tahsis edilmesi, şiddet uygulayan eşin eve yaklaşmaması,
c) ev eşyalarına zarar vermemesi,
d) aile bireylerini iletişim vasıtalarıyla rahatsız etmemesi,
e) varsa silah ve benzeri araçlarını zabıtaya teslim etmesi,
f) alkollü veya uyuşturucu herhangi bir madde kullanmış olarak ortak konuta gelmemesi, şeklinde olabilir.

Hakim bu tedbirlere en çok 6 ay süre için hükmedebilir.

Kusurlu eşe, kararda hükmolunan tedbirlere uymazsa tutuklanacağı ve tedbir süresinin hapis cezasına dönüşeceği ihtar edilir.

Hakim, şiddete uğrayanın yaşam düzeyine uygun bir tedbir nafakasına da karar verebilir.

Koruma kararının bir örneği Aile Mahkemesi’nce Cumhuriyet Başsavcılığı’na iletilir. Savcılık kararın uygulanmasını zabıta (ve gerektiğinde psikolog, sosyal çalışmacı gibi uzman kişiler) aracılığıyla izler. Şiddete başvuran eşin karara uymaması halinde, zabıta mağdurun şikayetine gerek kalmaksızın evrakı Savcılığa iletir. Savcı da karara uymayan kusurlu eş hakkında Sulh Ceza Mahkemesi’nde kamu davası açar. Örneğin eğer evden uzaklaştırılan kişi eve yaklaşır, iletişim araçlarıyla mağduru rahatsız ederse, alkollü bir şekilde kapıya dayanırsa, hakim uzaklaştırma cezasını hapis cezasına çevirebilir.

Kanunun pratikte uygulanmasında en çok şikayet edilen konulardan biri, şiddete uğrayan kadınların başvuru sırasında karşılaştıkları zorluklardır. İlk başvurusunu genellikle karakola yapan bir kadın, polisin gösterebildiği olumsuz ve ters davranışlar karşısında, ikinci kez şiddete uğramış hissedebilemektedir.

Özellikle semt karakollarındaki polislerin Ailenin Korunmasına Dair Kanun hakkında bilgilendirilmesi ve şiddet iddiaları karşısında kanunun uygulanması konusunda derhal ve etkin şekilde harekete geçmeleri önemlidir.

http://dosyalar.hurriyet.com.tr/aileici/siddet_gormek1.asp