ACI GÖRÜNENLERİN ARKASINDAN…

Her zaman güzellikler bulmaz hayatımızı ya da biz her zaman güzel olanı yaşamak istemeyiz. Bizi mutlu edecek şeyler kimi zaman mutlu edenler değildir. Yaşamımızda acı görünen bizi üzecek ağlatacak gibi görünen şeylerde aslında arkasında bizim için büyük mutlulukları saklayan bir dağ gibi davranabilirler. Bu dağ hayatımızda aslında acı ile geldiği için büyük değerlere sahiptir. Büyük derecelerde güvene sahiptirler.

Çünkü biz mutlulukla aldığımız daha doğrusu elde ettiklerimizin değerlerini bilemeyebiliyoruz. Ama acı ile elde ettiklerimiz bizim tam içimizde hissettiklerimiz tam olarak güvendiklerimizdir. Elbette ki bir dağ da güneş de çıksa bir dağ da kar da yağsa o her zaman güvenilirliğini korur. Asıl acılarımız renklerini tüm anlamı ile belli eden şeylerdir. Bu ne demektir.

Bir örnek vererek açıklamak istiyorum. İnsan her zaman düşmanını bilir. Düşman eğer düşman olduğunu belli ederse o zaman siz onu kara listeye adını ekleyeceğiniz kişilerden birisi olarak kaydedersiniz. Ama bir de bizim dostlarımız vardır. Ve bir de bir de en önemlisi dost sandıklarımız vardır. Yüzü dost görünüp de bizim aslında içten düşmanlığımızı ve kötülüğümüzü işleyen dostlarımız adı dost olan dostlarımızdır işte o insanlar topluluğu. Ne kadar önemli olduğunu anladık sanırım.

Bu hayatta insan en çok acılarından ders aldıktan sonra büyür ve bir o kadar da gelişir. Kendini ne kadar çok acı çekmiş birisi görüyorsa bir o kadar da aslında olgunluktadır. Kendisi olgunluk ateşinde olgunluk deminde yıkanmıştır. Düşünceleri olsun davranışları olsun her şey değişmiştir. Ama acı çekmeyen ve her istediğini acı çekmeden ya da çok kolaylıklarla elde etmek demek bu hayatın istediği anlamları yüklemesini istediği güvenleri yüklemesini engellerler.

Bu durum gayette açıktır ki hayatımızı öyle bir pozisyonda tutmalıyız ki bizler hayatımızın kıymetini bilen ve her zaman mutluluklara adapte olmuş her zaman mutluluğa odak olmuş insanlar olmamalıyız. Hayatımızdaki değerleri olgunlukla elde etmeyi ve olgunlukla da bunları kazanabilmeyi bilmeliyiz. Kendimizi çocuklarımızı ve yuvamızı da değerlerini koca çınarların koca dağların ardında bir dev gibi büyüten bireyler olmak. Kulağa ne kadar da hoş geliyor…

Hatalarımız olabilir ve biz her zamankinden daha da mutsuz yıkkın ve bıkan olabiliriz. Kendimizi canımızı ve çevremizdekilerin canını yakmış olabiliriz. Ama yine de kendimizi temkinlemeli ve kendimizi sıkmadan yormadan gerekli düzenlerimizi vermeliyiz. Hatalarımızı yutmalı onları artık bir dahaki sefer karşımıza geldiklerinde iyice çiğneyerek hazmederek üstesinden gelmeliyiz.

Hatalarımızla insan olmayı öğrenmeli acılarımızda yanmayı ve aynı zamanda doğrularımızla bir bütün mutluluklarımızla bir hayat olmalıyız. Düşüncelerinizi sıfırlayın ve kendinizi acı olan ve sizi üzen şeylere karşı uzak tutarak hayatın tadını alamamaktan vazgeçmeye doğru yürütün. Acılarınızın arkasından bir mutluluk da gelebileceği inancınızı kazanın. Kendinizi buna adayın.

Ve kötü bir şey ile karşılaştığınızda evet bunun arkasında da vardır elbette bir şeyler diyip umutlarınızı ve düşüncelerinizi yeşertin.

Kendiniz ayakta tutun. Acılardan güçlenin ve mutluluklarla da büyün. Olgunluğunuzu dillenecek derecelere getirmek istiyorsanız da sabredin sabretmeyi öğrenin. Kendinizi bilin mutluluğunuzu bilin acılarınızın da arkasında sizin için gelen tatlı meyvelerin tadına bakmayı bilin. Ağlamak sızlamak elbette başımıza gelebilir çok büyük duygusallıklarla karşılaşmış olabiliriz ama önemli olan bunu değiştirmek işte. İşte tam bu nokta. Geç olmadan güç olmadan kendinizi hayata karşı büyük adımlar atarak geri getirin.

Sitenin Meleği.